Bir şamanın kesesi: Bolivya’da bin yıllık ayahuasca izi
Arkeolojide bitki kalıntısı aramak genellikle toprağı yıkamak, tohum saymak ve ölçmek demektir. Ama bazen bitkinin kendisi kaybolur, geriye yalnızca kimyası kalır. Güneybatı Bolivya’da bir kaya sığınağında bulunan bin yıllık bir deri çanta bunun en çarpıcı örneği: içindeki küçük torbanın yüzeyinden kazınan örnekte, bugün ayahuasca dediğimiz içeceğin iki temel bileşeni bir arada saptandı. Yazının konusu bu buluntu — ve bir o kadar da, onu yayımlayan dört araştırmacının nerede durup “bunu bilmiyoruz” dediği.
3.890 metrede bir kaya sığınağı
Buluntu, Bolivya’nın güneybatısındaki Lípez yaylalarında, Sora Nehri vadisinde. Vadi, kuzeyden güneye uzanan iki paralel ignimbrit yüzeyin arasına sıkışmış dar bir havza. Bu yüzeylerden birinde açılmış kaya sığınaklarından biri yerel adıyla Cueva del Chileno; deniz seviyesinden 3.890 metre yükseklikte. 2008 ve 2010’da kazıldı [1].
Sığınakta son dört bin yıla yayılan aralıklı yerleşim izleri var; en eski ölçüm MÖ 2136–1778 aralığına çıkıyor. Ama bu yazının konusu olan çanta çok daha geç: deri çantadan alınan küçük bir örnek hızlandırıcı kütle spektrometrisiyle tarihlendi ve kalibre edilmiş MS 905–1170 aralığı çıktı [1].
Burada dikkat edilecek bir ayrıntı var. Tarihlenen şey çantanın derisi. İçindeki bitki parçası, tilki burunlu torba ya da ahşap tabletler ayrı ayrı tarihlenmedi. Yani “bin yıllık bileşik” değil, “bin yıllık çanta” demek daha doğru.
Dönem olarak bu aralık, Tiwanaku devletinin dağılıp yerine bölgesel beyliklerin doğduğu zamana denk geliyor. Makale keseyi bir Tiwanaku buluntusu olarak etiketlemiyor; enfiye tabletlerinin üslubu Tiwanaku çevresine bağlanıyor, o kadar [1].
Çantanın içinde ne vardı
Makalenin verdiği döküm şöyle: dış deri çanta (280 × 165 milimetre); ustaca oyulmuş ve bezenmiş, üzerinde insan biçimli figürinler olan iki ahşap enfiye tableti; insan biçimli bir enfiye tüpü, üzerine bağlanmış iki gerçek insan saçı örgüsüyle; üç And tilkisi burnunun dikilmesiyle yapılmış bir hayvan derisi torba; iki lama kemiği spatula; yün ve bitkisel lif iplere bağlı iki küçük kurumuş bitki parçası; ve çok renkli dokuma bir alın bandı [1].
Bu dökümde on parça var. Kesenin dışında, molozun içinde ayrıca gevşek saç örgüleri, turkuaz boncuklar ve bir öğütme taşı bulundu — bunlar kesenin parçası değil [1].
Analiz bu on parçanın yalnızca ikisine yapıldı: tilki burunlu torbaya ve kurumuş bitki parçasına. Tabletler, tüp, spatulalar, alın bandı ve deri çantanın kendisi test edilmedi. Bu, buluntu anlatılırken en sık atlanan ayrıntı: bileşikler ahşap tabletlerden değil, torbanın yüzeyinden kazınan örnekten çıktı.
Torbadan çıkan bileşikler
Yöntem sıvı kromatografisi–tandem kütle spektrometrisi. Tilki burunlu torbadan kazınan örnekte beş bileşik saptandı: kokain, benzoilekgonin (kokainin bozunma ürünü), bufotenin, harmin ve dimetiltriptamin, yani DMT [1].
Kurumuş bitki parçasından ise bu beşin yalnızca üçü çıktı: kokain, benzoilekgonin ve bufotenin. Harmin ve DMT bu örnekte yok [1].
Altıncı bir bileşik, psilosin, daha ihtiyatlı anlatılıyor. Makale psilosinin ilk tarama listesinde olmadığını, ama ona karşılık gelen bir pik göründüğünü ve bunun örnekte bulunduğunu düşündürdüğünü yazıyor; kaynağının psilosin içeren bir mantar olabileceğini de bir olasılık olarak anıyor [1]. Makalenin özeti psilosini saymıyor. Yani “altı bileşik bulundu” demek yanlış olur: beş bileşik saptandı, ayrıca psilosine karşılık gelen bir pik görüldü.
Hangi bileşik hangi bitkiye işaret ediyor
Kokain ve benzoilekgonin için makale doğrudan konuşuyor: bunlar koka yaprağının torbada taşındığını gösteriyor [1].
Bufotenin ayırt edici bir bileşik. Makale bunu yopo ve akrabalarının cinsi olan Anadenanthera tohumlarının torbada taşındığına işaret olarak okuyor [1]. Bu cinsin tohumları arkeolojik enfiye tozlarında mikroskop altında doğrudan kimliklendirilmiştir da: Kuzeybatı Arjantin’de toz hâlindeki arkeolojik malzemede Anadenanthera colubrina var. cebil saptanmıştır [8].
DMT ise ayırt edici değil. Makale iki ihtimali açık bırakıyor: DMT ya bufotenini veren aynı Anadenanthera malzemesinden geliyor, ya da bağımsız bir kaynaktan — örneğin chacruna gibi bir Psychotria türünden [1]. Yani “DMT bulundu” demek “chacruna bulundu” demek değildir.
Harmin için makalenin gerekçesi karşılaştırmalı: Güney Amerika bitkileri arasında harmin en yüksek miktarda ayahuasca sarmaşığı sarmaşığında, yani Banisteriopsis caapi’de bulunuyor [1]. Burada dürüst olmak gerekiyor: harmin ve harmalin üzerlik gibi başka bitkilerde de bulunur ve bu bitkinin ana alkaloidleri tam olarak harmalol, harmalin ve harmindir [7]. Ama makale üzerliği ya da başka bir harmin kaynağını hiç tartışmıyor; ifadesini “Güney Amerika bitkileri arasında” diye sınırlıyor.
Neden iki bitki gerekiyor
Buluntunun en çok konuşulan tarafı harmin ile DMT’nin bir arada çıkması, çünkü bu ikisi ayahuasca denen içeceğin iki temel bileşeni. Peki neden iki ayrı bitki?
Mekanizma 1984’te tanımlandı. Banisteriopsis caapi harmin, harmalin ve tetrahidroharmin içerir; katkı bitkileri ise DMT. DMT güçlü bir halüsinojen ama ağızdan alındığında etkisiz, çünkü sindirim sisteminde monoamin oksidaz enzimi tarafından parçalanıyor. Beta-karbolinler ise bu enzimin güçlü ve geri dönüşlü inhibitörleri; DMT’yi parçalanmaktan koruyup ağızdan etkili hâle getirdikleri öne sürülmüştür [3]. Aynı çalışma iki ihtiyat daha koyuyor: 1984 itibarıyla bu mekanizma deneysel olarak doğrulanmamıştı, ve beta-karbolinlerin bir arada etkisi sinerjik değil toplamsal bulundu [3]. Mekanizmanın insanda ölçülmesi 2003’te yapıldı [4].
Bitkilerin içeriği de sabit değil. Brezilya’nın yirmi iki ayrı noktasından toplanan örneklerde bütün Banisteriopsis caapi örneklerinde harmin, harmalin ve tetrahidroharmin saptanabilir miktarda bulundu; ama bazı Psychotria viridis örneklerinde DMT ya çok az ya da hiç yoktu [5].
Bu mekanizmanın bir de doğrudan tıbbi karşılığı var ve burada söylenmesi gerekiyor: monoamin oksidazı inhibe eden beta-karbolinlerin, serotonin geri alım inhibitörü ilaçlarla birlikte ciddi advers etkileşim riski taşıdığı 1998’de yayımlanmış bir uyarıdır [6]. Yani bu bitkileri ağızdan etkili kılan şey, aynı zamanda onları riskli kılan şey.
Makalenin söylemedikleri
Bu buluntu hakkında dolaşan cümlelerin bir kısmı makaleyi aşıyor. Yazarların kendi ihtiyatları şöyle.
Bileşikler dışarıdan bulaşmış olabilir. Makale, test edilen örneğin “o bitki yüzeyinin temas ettiği nesnelerin kimyasını yansıtabileceğini”, ve bu bileşiklerin “bir kısmının, belki de tamamının dışarıdan gelmiş olabileceğini” yazıyor. Kurumuş bitki parçasının türünü belirlemek için daha fazla analiz gerektiğini de açıkça söylüyor [1].
Ayahuasca için kesin kanıt yok. Makalenin kendi ifadesi: sonuçlar, bugün Güney Amerika yerli topluluklarında görülen biçimiyle — Banisteriopsis ve Psychotria’nın birlikte kullanıldığı hâliyle — ayahuascanın erken kullanımına dair kesin kanıt sağlamıyor; ama bu bileşimin bin yıl önce kullanılmış olabileceğinin kanıtı [1].
Bu bitkilerin fiilen tüketildiği gösterilmedi. Buluntu bağlamında insan kalıntısı yok, ve makale doğrudan tüketime dair kanıtın bulunmadığını yazıyor [1].
Hangi yolla kullanıldığı kimyadan anlaşılmıyor. Takımdaki iki enfiye tableti, tüp ve spatulalar enfiye yolunu güçlü biçimde düşündürüyor ve yazarlar Anadenanthera tohumları için bu yolu öneriyor; ama harmin ile DMT bileşimi için hem içecek hem bileşik enfiye olasılığını açık bırakıyorlar [1].
Ve bu “en eski kanıt” değil. Makale “ilk” ya da “en eski” demiyor. İddiası nicel: dünyanın bu bölgesinde tek bir buluntudan bugüne dek elde edilmiş en çok sayıda bileşik, ve Güney Amerika’da tek bir arkeolojik takımda bildirilmiş en yüksek psikoaktif sayısı [1]. “Kesin kanıt” ifadesi ise yalnızca en az üç psikoaktif bitkinin varlığı için kullanılıyor; birlikte kullanıldıkları için değil, orada “olabilir” deniyor [1].
Tek buluntu değil
Cueva del Chileno yalnız bir örnek olsaydı yorumlanması zor olurdu. Değil.
Titicaca Gölü’nün kuzeydoğusunda, Doğu Kordilleralarda yaklaşık 3.500 metrede, Niño Korin adlı yerde bir toplu mezardan beş ahşap tablet, kamış tüpler, lavman aletleri ve spatulalar çıkmıştır; tabletler Tiwanaku üslubunda. Buluntuyu 1972’de yayımlayan monografi bunu bir “tıp adamı”nın takımı olarak tanımlar [12]. Tarihlemesi için yayımlanmış tutarlı bir değer bulamadık, o yüzden burada tarih vermiyoruz.
La Paz yakınlarındaki Amaguaya vadisinde 1998’de bulunan ve Tiwanaku dönemine atfedilen “Pallqa” kesesi de aynı buluntu sınıfından: bir din adamı ya da hekimin ilaç bohçası olarak incelenmiştir [13].
Kimyasal taraf da tek bir çalışmaya dayanmıyor. Kuzey Şili’de Orta Dönem’e (MS 500–1000) ait insan saçında harmin saptanmıştır [10]. Bu çalışmanın kendisi dikkate değer bir ihtiyat da taşıyor: harminin tek başına bulunması halüsinojen kullanımına değil, tıbbi kullanıma işaret edebilir. San Pedro de Atacama’nın Hispanik öncesi enfiye tozları 1991’de kimyasal olarak analiz edilmiştir [9]. Chavín de Huántar’da kullanılan enfiyenin hangi bitkiden geldiği ise ikonografi üzerinden tartışılmıştır [11] — san pedro kaktüsünün o bölgedeki arkeolojik ve tarihsel izi ayrı bir literatür.
koka için zincir daha da eskiye gidiyor. Kuzey Peru’nun Nanchoc vadisinde ev tabanlarında bulunan koka yaprakları en az 8.000 kalibre yıl öncesine tarihlenmiştir; yanında, yapraktan alkaloidi çıkarmak için kullanılan kalsit parçaları da bulunmuştur [14]. Burada bir ayrım önemli: bu tarih saç ya da diş analizinden değil, bitki kalıntısı ve bağlamdan geliyor.
Bir avuç içi kadar torbanın anlattığı
Buluntunun en düşündürücü yanı bileşiklerin sayısı değil, nereden geldikleri. Torbanın işaret ettiği bitkilerin hiçbiri 3.890 metrelik o yaylada yetişmiyor. Makalenin kendi ifadesiyle: Güney Amerika’nın birbirinden kopuk ve uzak ekolojik bölgelerinden gelen birden fazla bitkinin bir arada bulunması, halüsinojen bitkilerin önemli mesafeler boyunca taşındığını ve Kolomb öncesi ritüel pratiklerinin içinde ayrıntılı bir botanik bilgisinin bulunduğunu düşündürüyor [1].
Yani bu çanta bir bitki listesi değil, bir ağın kanıtı. Birinin hangi bitkinin nerede yetiştiğini, hangisinin hangisiyle birlikte işe yaradığını ve onu yüzlerce kilometre öteden nasıl getirteceğini bilmesi gerekiyordu.
Bu yazı arkeolojik ve tarihsel bir bulguyu anlatır; kullanım önerisi değildir. Bitkilerin güvenlik, yasal durum ve ilaç etkileşimi bilgileri kendi sayfalarında.
Yazıda geçen bitkiler
İlgili semboller
Kaynaklar
- Melanie J. Miller, Juan Albarracin-Jordan, Christine Moore, José M. Capriles, “Chemical evidence for the use of multiple psychotropic plants in a 1,000-year-old ritual bundle from South America”, PNAS 116(23): 11207–11212, 2019 (PMID 31061128)
- Christine VanPool, “Ancient medicinal plants of South America”, PNAS 116(23): 11087–11089, 2019 (PMID 31113878)
- Dennis J. McKenna, G. H. N. Towers, F. Abbott, “Monoamine oxidase inhibitors in South American hallucinogenic plants: tryptamine and β-carboline constituents of ayahuasca”, Journal of Ethnopharmacology 10(2): 195–223, 1984 (PMID 6587171)
- Jordi Riba, Marta Valle, Gloria Urbano, Mercedes Yritia, Adelaida Morte, Manel J. Barbanoj, “Human pharmacology of ayahuasca”, Journal of Pharmacology and Experimental Therapeutics 306(1): 73–83, 2003 (PMID 12660312)
- J. C. Callaway, Glacus S. Brito, Edison S. Neves, “Phytochemical analyses of Banisteriopsis caapi and Psychotria viridis”, Journal of Psychoactive Drugs 37(2): 145–150, 2005 (PMID 16149327)
- James C. Callaway, Charles S. Grob, “Ayahuasca preparations and serotonin reuptake inhibitors: a potential combination for severe adverse interactions”, Journal of Psychoactive Drugs 30(4): 367–369, 1998 (PMID 9924842)
- M. Moloudizargari, P. Mikaili, S. Aghajanshakeri, M. H. Asghari, J. Shayegh, “Pharmacological and therapeutic effects of Peganum harmala and its main alkaloids”, Pharmacognosy Reviews 7(14): 199–212, 2013 (PMID 24347928)
- M. L. Pochettino, A. R. Cortella, M. Ruiz, “Hallucinogenic snuff from northwestern Argentina: microscopical identification of Anadenanthera colubrina var. cebil (Fabaceae) in powdered archaeological material”, Economic Botany 53(2): 127–132, 1999
- Constantino Manuel Torres, David B. Repke, Kelvin Chan, Dennis McKenna, Agustin Llagostera, Richard Evans Schultes, “Snuff powders from pre-Hispanic San Pedro de Atacama: chemical and contextual analysis”, Current Anthropology 32(5): 640–649, 1991
- Juan P. Ogalde, Bernardo T. Arriaza, Elia C. Soto, “Uso de plantas psicoactivas en el norte de Chile: evidencia química del consumo de ayahuasca durante el Periodo Medio (500–1000 d.C.)”, Latin American Antiquity 21(4): 441–450, 2010
- Richard Burger, “What kind of hallucinogenic snuff was used at Chavín de Huántar? An iconographic identification”, Ñawpa Pacha 31(2): 123–140, 2011
- Constantino M. Torres, “Iconografía tiwanaku en la parafernalia inhalatoria de los Andes centro-sur”, Boletín de Arqueología PUCP 5: 427–454, 2001; S. Henry Wassén’in Niño Korin monografisine dayanır (A medicine-man’s implements and plants in a Tiahuanacoid tomb in highland Bolivia, Etnologiska studier 32, Göteborg, 1972)
- Carmen Beatriz Loza, “El atado de remedios de un religioso/médico del periodo Tiwanaku”, Bulletin de l’Institut français d’études andines 36(3): 317–342, 2007
- Tom D. Dillehay, Jack Rossen, Donald Ugent, Anathasios Karathanasis, Víctor Vásquez, Patricia J. Netherly, “Early Holocene coca chewing in northern Peru”, Antiquity 84(326): 939–953, 2010
Yazan: Edanaz Tınmazlar ·
Ücretsiz e-posta kursu: Şifalı bitkilere başlangıç
7 gün boyunca her sabah kısa, görsel bir ders: kanıtı okumak, doğru demlemek, güvenli kullanmak, doğada toplamak. Sonra her pazar haftanın bitkileri. Yazdırılabilir “Bitki–ilaç etkileşimi kartı” da hediye.
Telegram kanalında her akşam bir bitki → Bildirimle gelir, e-posta gerekmez.