Anadolu’da bitkiyle tedavinin kısa tarihi: Hititlerden Osmanlı’ya
Bugün bir aktardan ıhlamur ya da adaçayı alan biri, Anadolu’da binlerce yıldır süren bir bilgi zincirinin ucunda duruyor. Turhan Baytop’un Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi kitabının tarih bölümü, bu zinciri Neandertal mezarlarından Osmanlı hastanelerine kadar izliyor. Bu yazı o bölümden derlenmiş kısa bir özet.
Tarih öncesi: Şanidar’ın çiçekleri
Baytop’a göre Anadolu insanı Yontma Taş çağından beri bitkileri tedavi için kullanıyor. En eski kanıt olarak, Hakkari’nin hemen güneyindeki Şanidar mağarasında, Neandertal mezarlarında bulunan bitki kalıntılarını gösterir [1]. Bu kalıntıların bir ritüelle mi bırakıldığı, yoksa mağaraya hayvanlarla mı taşındığı bugün hâlâ tartışılıyor.
Mezopotamya: 250 bitkisel ilaç
Sümer, Akad ve Asur tabletleri, tedavinin rahip hekimler tarafından büyü ve ilaçla birlikte yapıldığını gösterir. İlaçların çoğu bitkiseldi; bira, şarap ve tereyağı taşıyıcı olarak kullanılırdı. Bitkilerin gece, güneş doğmadan ya da battıktan sonra toplanmasına ve gölgede kurutulmasına özen gösterilirdi [1].
Bu dönemde bilinen bitkisel ilaç sayısı 250 kadardır. Reçetelerde adamotu, banotu, haşhaş, safran, kekik, nane ve rezene gibi bugün de tanıdığımız bitkiler sık geçer [1].
Hititler: “Böylece hasta iyi olacaktır”
Hititlerin tıbbını, başkentleri Hattuşa’daki (Boğazköy) arşivde bulunan tabletlerden öğreniyoruz. Hititler hastalığı tanrıların bir cezası sayar, tedavide büyü ile ilacı birlikte kullanırdı. İlaçların çoğu bitkiseldi; Hititçede bitkisel ilaca “waşşi” denirdi [1].
Tabletlerdeki reçetelerde alıç, badem, defne, meyan kökü, mersin, sarımsak ve zeytin gibi Anadolu bitkilerinin yanında dışarıdan getirilen mür ve şeytantersi de geçer. Hititler bazı bitkileri ekip yetiştirir, safran ve haşhaş gibi bazılarını başka ülkelere satarlardı [1].
Reçetelerde miktar nadiren yazılır; “biraz” ya da “fazla” demekle yetinilir. İlacın gece mi gündüz mü alınacağı ise belirtilir. Her reçete “Böylece hasta iyi olacaktır” cümlesiyle biter; ardından gelen reçete de “Eğer iyi olmazsa” diye başlar [1].
Selçuklular: her şehre bir darüşşifa
Anadolu Selçukluları, 1071’den 1308’e uzanan iki yüzyılda hemen her büyük şehirde bimaristan, darülafiye ya da darüşşifa denen hastaneler kurdu. Baytop’un aktardığına göre bunlar hekimi ve eczacısıyla tam donanımlı kurumlardı [1].
Selçuklu vakfiyelerine göre şehirlerde ilaç satan dükkânlarda Hindistan’dan getirilen bitkiler bile satılıyordu; kervansarayların hastanelerinde de birer eczane vardı. Bu hastanelerin ilki, 1206’da Kayseri’de kurulan Gevher Nesibe Sultan Şifaiyesidir. Kapısındaki iki yılan kabartması bugün de görülebilir; yapı artık bir müze [1].
Osmanlı: aşşab, şerbetçi ve saydelan
Osmanlı hekimliği büyük ölçüde Selçuklu ve İslam tıbbının devamıdır; asıl fark, Arapça ve Farsça yerine Türkçenin kullanılmasıdır. Sultan I. Bayezid’in 1399’da Bursa’da yaptırdığı hastanenin vakfiyesi, ilaç işinde çalışan üç kişiyi sayar: şurup ve şerbetleri yapan şerbetçi, bitkileri tanıyıp toplayan ya da satın alan aşşab, macun, hap ve asıl ilaçları hazırlayan saydelan, yani eczacı [1].
Türkçe yazıldığı bilinen en eski ilaç kitabı, Geredeli İshak bin Murad’ın 1389-90 tarihli Edviye-i Müfrede’sidir. Sade bir Türkçeyle ilaçları alfabetik sıralar; her birinin nerede bulunduğunu, hangi hastalığa iyi geldiğini ve zararlarını yazar. Baytop, bu kitaptaki bitkilerin çoğunun halk arasında bugün de aynı adlarla, aynı amaçlarla kullanıldığına dikkat çeker [1].
On beşinci yüzyılda Amasya darüşşifasının başhekimi Sabuncuoğlu Şerefeddin, kullandığı panzehirlerin yılan zehrine karşı işe yarayıp yaramadığını görmek için deney yaptı: bir horozu engerek yılanına ısırttı, ardından panzehir verip sonucu not etti [1]. Aynı yüzyılda Şirvan’dan Anadolu’ya gelen hekim Şirvânî de sahte ilacın nasıl anlaşılacağını yazıyordu; bu, zerdeçal hikâyesinde anlattığımız konu.
Bir not
Bu yazı, Baytop’un kitabındaki tarih bölümünün kısa bir özetidir; ayrıntılar ve ilk kaynaklar için kitaba bakılabilir. Eski reçetelerdeki bitki adlarının bugünkü hangi türlere karşılık geldiği her zaman kesin değildir.
Yazıda geçen bitkiler
Kaynaklar
- Turhan Baytop, Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi: Geçmişte ve Bugün, 3. baskı (yay. haz. Feza Baytop Günergun), Nobel Tıp Kitabevleri, 2021, “Tarih ve gelişim” bölümü
Yazan: Edanaz Tınmazlar ·
Ücretsiz e-posta kursu: Şifalı bitkilere başlangıç
7 gün boyunca her sabah kısa, görsel bir ders: kanıtı okumak, doğru demlemek, güvenli kullanmak, doğada toplamak. Sonra her pazar haftanın bitkileri. Yazdırılabilir “Bitki–ilaç etkileşimi kartı” da hediye.
Telegram kanalında her akşam bir bitki → Bildirimle gelir, e-posta gerekmez.