Yazı · 6 Kasım 2026

Göbekli Tepe’de ne yediler? Tarımdan önce Anadolu’nun bitkileri

On iki bin yıl önce Şanlıurfa’nın kuzeydoğusundaki bir tepede insanlar tonlarca ağırlıkta taş dikilitaşlar dikti. Bunu yapanlar henüz çiftçi değildi. Kazının bitki kalıntıları bu tuhaf durumu doğrudan gösteriyor: Göbekli Tepe’de bulunan bütün tahıllar yabani. Buna rağmen aynı yerde yedi binden fazla öğütme aleti bırakmışlar. Ekmeden, büyük ölçekte tahıl işlemişler.

Flotasyon tankından çıkanlar

Göbekli Tepe’nin arkeobotaniğini yayımlayan tek çalışma, Reinder Neef’in 1997–2003 sezonlarını kapsayan ön raporu. Bin dokuz yüz elli litre toprak yıkanmış ve geriye şunlar kalmış: yabani siyez tanesi ve başakçık çatalları, yabani arpa, mercimek, fıstık, badem, baklagiller, bir de sakalotu ve sümbül tipi birkaç tohum [1].

Listedeki adlara dikkat etmek gerekiyor, çünkü bunların hiçbiri bugün markette satılan hâlleri değil. Fıstık dediğimiz kalıntı antep fıstığı değil, onun yabani akrabası menengiç. Mercimek ise tek bir tohumun yarısı: çapı 2,1 milimetre, yani yabani mercimek sınırları içinde [1]. Arpa taneleri yassı ve geniş oluklu, yani yabani arpa.

Odun kömürü listesi de aynı manzarayı anlatıyor: en çok menengiç ve badem odunu, az miktarda meşe, bir miktar alıç ya da armut tipi, bir de dişbudak, kavak ve söğüt gibi suyu seven ağaçlar [1]. Yani tepenin çevresi bozkır ile seyrek ağaçlı bir arazi; yakındaki dere boylarında da nemcil ağaçlar var.

Raporun en önemli cümlesi şu: bulunan bitki malzemesinde evcilleşmeye dair hiçbir kanıt yok [1]. Tahılların hiçbiri evcil değil. Başakçık çatallarındaki kopma izleri düz; bu, yabani bir bitkide başağın kendiliğinden dağıldığını gösteren işaret.

Bir ayrıntı daha: Neef, kazı sırasında tepenin bugünkü bitki örtüsünü de kaydetmiş. Göbekli Tepe platosunun yamaçları hâlâ yabani arpanın baskın olduğu bir ot stepiyle kaplı [1]. Yani on bir buçuk bin yıl önce oradaki insanların topladığı bitki, bugün de aynı yamaçta duruyor.

Ekmeden işlemek

Bitki kalıntısı az ama alet çok. Göbekli Tepe’de yedi binden fazla öğütme ve ezme aleti kayda geçti [2]. Bu kadar aletin bu kadar az tohumla bir arada bulunması uzun süre açıklanamadı.

Cevap fitolitlerden geldi. Fitolit, bitkinin dokusunda oluşan ve bitki çürüdükten sonra da kalan mikroskobik silis kalıbıdır. Göbekli Tepe örneklerinde tahılın üst kısımlarına, yani başak ve sapın üst bölümüne ait fitolitler, alt saplara göre belirgin biçimde fazla çıktı [3]. Bu, başakların saptan birkaç santim aşağıdan biçilip taşındığını düşündürüyor.

Yani bu insanlar tahılı ekmiyordu ama topluyor, taşıyor, ayıklıyor ve öğütüyordu. Tarım öncesi bir toplumun tahılla kurduğu ilişki, “ekmek” fiiliyle başlamıyor.

Siyez nerede evcilleşti?

Göbekli Tepe’nin kuzeydoğusunda, aynı coğrafyada, bir volkanik dağ var: Karacadağ. 1997’de Science’ta yayımlanan bir genetik çalışma, evcil siyez buğdayına en yakın yabani hatların bu bölgeden toplanan örnekler olduğunu gösterdi ve evcilleştirmenin burada gerçekleşmiş olabileceğini öne sürdü [4].

Bu bulgu sonraki yıllarda çürütülmedi ama rafine edildi. 2007’de yapılan geniş bir tarama, evcilleştirmede beklenen genetik darboğazı bulamadı ve tek bir yerde tek bir olay yerine, dağınık popülasyonlardan birden fazla evcilleştirme olasılığını gündeme getirdi [5]. 2018’de başağın dağılmasını engelleyen genlere bakan bir çalışma ise en yakın yabani hatları biraz daha batıya, Kahramanmaraş–Gaziantep arasına taşıdı [6].

2023’te Nature’da yayımlanan siyez genomu çalışması yeniden Karacadağ çevresini işaret etti ve evcilleştirmenin küçük, sınırlı bir yabani popülasyondan gerçekleştiği görüşünü destekledi [7]. Aynı çalışma bir şeyi daha gösterdi: evcil siyezin hikâyesi Karacadağ’da bitmiyor. Genomunun ortalama yüzde yedisi, sonradan Orta ve Kuzeybatı Anadolu’daki yabani akrabalarından geçmiş [7].

Özetle: buğday evcilleşirken Göbekli Tepe hâlâ ayaktaydı, ama tepede evcil buğday bulunmuş değil. İkisi aynı coğrafyanın iki ayrı anı.

Bira tartışması ve nasıl sonuçlandı

Göbekli Tepe’de yüz altmış litreye varan büyük kireçtaşı tekneler bulundu. 2012’de yayımlanan bir makale, bu teknelerin duvarlarındaki oksalat kalıntısına dayanarak burada fermente tahıl içeceği, yani bira hazırlanmış olabileceğini öne sürdü; makalenin kendi ifadesi “neredeyse kesin”di [8]. İddia hızla yayıldı: “dünyanın ilk birahanesi”.

Sekiz yıl sonra aynı kazı ekibi kendi iddiasını sınadı. Kimyasal analizler, deneysel arkeoloji ve alet izlerini birleştiren 2020 tarihli çalışma, teknelerde ısıtılmış tahıl izleri buldu ama fermentasyon için kesin kanıt bulamadı. Oksalatın düzenli su temasıyla ya da başka bitkilerden de oluşabileceği, dolayısıyla teşhis edici olmadığı belirtildi [9].

Ekibin 2021’de yayımladığı monografi daha da net: analizler büyük miktarda ezilmiş tahılın işlendiğini ve ısıtılarak hazırlandığını açıkça gösteriyor, fermentasyonu değil [2]. Bugünkü birincil yorum bira değil, lapa.

Bu, bir iddianın çürütülmesinden çok, bilimin nasıl çalıştığının örneği. İddiayı ortaya atanlar, onu sınayıp geri alanlarla aynı kişiler.

Taşlarda bitki var mı?

Göbekli Tepe ikonografisi ezici biçimde hayvan ağırlıklı: yılan, tilki, yaban domuzu, turna, akrep, akbaba. Bitki tasviri neredeyse yok.

Bitki olarak okunabilecek tek tasvir, 43 numaralı dikilitaşın başındaki geometrik friz. İlk bakışta karşılıklı üçgenler gibi görünen motiflerin aslında püskül biçimli iki sıra olduğu, bir sıra demeti andırdığı ve buğdaygil anatomisini — kısa başak, uzun ince sap — çağrıştırdığı öne sürüldü [2].

Ama bu yorum yerleşmiş bir kabul değil. Yorumu öneren araştırmacı onu açıkça “varsayımsal” diye niteliyor ve şunu ekliyor: Göbekli Tepe sanatçılarının asıl ilgisi manzara ya da bitki değil, hayvandı [2].

Ne doğru değil

Göbekli Tepe hakkında dolaşan bitkiyle ilgili iddiaların çoğu kaynaksız. Dördünü ayırmak gerekiyor.

“Burada tarım yapılıyordu.” Hayır. Kazının bitki kalıntılarında evcilleşme kanıtı yok; bütün tahıllar yabani [1].

“Dünyanın ilk birahanesi.” Desteklenmiyor. Kazı ekibinin kendi analizleri fermentasyon için kesin kanıt bulamadı [9].

“Burada psikoaktif bitkiler kullanılıyordu.” Hakemli literatürde ne böyle bir iddia ne de bir kanıt var. Kazıda tespit edilen taksonlar arasında psikoaktif bir bitki yok [1][2].

“Kayıp bir uygarlığın izi, Cennet Bahçesi, dünya dışı ziyaretçiler.” Bunlar psödobilim; arkeoloji literatürü bu iddiaları bu adla anıyor [10]. Dikilitaşlardaki figürlerin bir kuyruklu yıldız çarpmasını kaydettiği iddiası da kazı ekibi tarafından ayrıntılı biçimde yanıtlandı: dikilitaşlar taşınmış ve yeniden kullanılmış, önerilen tarih yapının en eski radyokarbon tarihinden yüzlerce yıl önce ve okuma tek bir taşı bağlamından koparıyor [11].

Karahantepe için de bir not: bugüne kadar hakemli olarak yayımlanmış bir arkeobotanik veri bulunmuyor. Basında geçen diyet bilgileri henüz yayımlanmamış çalışmalara dayanıyor. Yayımlandığında bu sayfa güncellenecek.

Yazıda geçen bitkiler

İlgili semboller

Kaynaklar

  1. Reinder Neef, “Overlooking the Steppe-Forest: A Preliminary Report on the Botanical Remains from Early Neolithic Göbekli Tepe (Southeastern Turkey)”, Neo-Lithics 2/03, 2003, 13–16
  2. Laura Dietrich, Plant Food Processing Tools at Early Neolithic Göbekli Tepe, Archaeopress, 2021 (açık erişim)
  3. Laura Dietrich ve ark., “Cereal processing at Early Neolithic Göbekli Tepe, southeastern Turkey”, PLOS ONE 14(5), 2019
  4. Manfred Heun ve ark., “Site of Einkorn Wheat Domestication Identified by DNA Fingerprinting”, Science 278(5341), 1997, 1312–1314
  5. Benjamin Kilian ve ark., “Molecular Diversity at 18 Loci in 321 Wild and 92 Domesticate Lines Reveal No Reduction of Nucleotide Diversity during Triticum monococcum (Einkorn) Domestication”, Molecular Biology and Evolution 24(12), 2007, 2657–2668
  6. Mohammad Pourkheirandish ve ark., “On the Origin of the Non-brittle Rachis Trait of Domesticated Einkorn Wheat”, Frontiers in Plant Science 8, 2018, 2031
  7. Hanin Ibrahim Ahmed ve ark., “Einkorn genomics sheds light on history of the oldest domesticated wheat”, Nature 620, 2023, 830–838
  8. Oliver Dietrich ve ark., “The role of cult and feasting in the emergence of Neolithic communities. New evidence from Göbekli Tepe, south-eastern Turkey”, Antiquity 86(333), 2012, 674–695
  9. Laura Dietrich ve ark., “Investigating the function of Pre-Pottery Neolithic stone troughs from Göbekli Tepe – An integrated approach”, Journal of Archaeological Science: Reports 34, 2020, 102618
  10. Edward B. Banning, “Paradise Found or Common Sense Lost? Göbekli Tepe’s Last Decade as a Pre-Farming Cult Centre”, Open Archaeology 9(1), 2023, 82–93
  11. Jens Notroff ve ark., “More than a vulture: A response to Sweatman and Tsikritsis”, Mediterranean Archaeology and Archaeometry 17(2), 2017, 57–63

Yazan: Edanaz Tınmazlar ·

Ücretsiz e-posta kursu: Şifalı bitkilere başlangıç

7 gün boyunca her sabah kısa, görsel bir ders: kanıtı okumak, doğru demlemek, güvenli kullanmak, doğada toplamak. Sonra her pazar haftanın bitkileri. Yazdırılabilir “Bitki–ilaç etkileşimi kartı” da hediye.

Telegram kanalında her akşam bir bitki → Bildirimle gelir, e-posta gerekmez.